İsm-i A’zam nedir?

Kur’an’da İsm-i A’zam hangi surelerdedir?

Kur’an’da en büyük ayet hangisidir? Neden?

Altı İsm-i A’zam hangileridir?

 

İsm-i A’zam; Allah’ın en büyük ismi olup, Allah’ın isimleri arasında en cami olan ve diğer isimlerin manasını da kendisinde toplayan isim demektir.

İsm-i A’zâm, halk tarafından bilinemez, yalnız peygamberler ve velilerce bilinebilir. İsm-i a’zâm ile yapılan tüm dualar kabul edilir, tüm istekler yerine getirilir. Bu ismi bilenler, olağanüstü işler yapabilirler. Esma-ül Hüsna / Allah’ın güzel isim ve sıfatları; isim, fiil, sıfat gibi Allah’a izafet edilmiş isim özelliği taşıyan kavramlardır. İslam dininin telkin ettiği yüce yaratıcının öz adı, “Allah” kelimesidir. Allah; Lafza-i Celaldir. Vacibu’l-vücud ve bütün övgülere layık mukaddes ilahî zata delalet eden özel bir isimdir.

Resulullah (sav):

“Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim ezberler / veya sayarsa cennete girer. Allah, tektir. Tek olanı sever.” (Sahih-i Müslim Muhtasarı) buyurmaktadır.

Bu isimlerden 93’ü Kur’an-ı Kerim’de yer almış, diğer 6 isim ise başka kelimelerle yine O’na izafe edilmiştir. Esmâu’l-Hüsnâ ile ilgilenen âlimlerin çoğunluğuna göre, ilahi isimler, bu 99’dan ibaret değildir. (Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât; Gazzâlî, el-Maksadu’1- Esnâ) Hadiste doksan dokuz sayısının sınırlandırıcı değil, çokluktan kinaye olduğunu kabul eden âlimler çoğunluktadır.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri:

“Bin bir esma-i İlahiyeye sarihan ve işareten bakan ve bir cihette Kur’andan çıkan bir harika münacat olan ve marifetullahta terakki eden bütün ariflerin münacatlarının fevkinde bulunan ve bir gazvede

“Zırhı çıkar onun yerine bu Cevşeni oku” (Mecmuatül-Ahzab, I) diye Cebrail vahiy getiren Cevşenü’l-Kebir münacatının içindeki hakikatlerle Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü’l-Kebîr nâmındaki münâcâtında BİN BİR İSMİYLE duâ ediyor, ateşten istiâze ediyor. Esma-i İlahiyenin tecellisinden dolayı enbiyânın ayrı ayrı şeriatları, evliyânın başka başka tarîkatleri, asfiyânın çeşit çeşit meşrebleri şu sırdan neşet etmiştir. Meselâ İsâ Aleyhisselâm; sâir esmâ ile beraber Kadîr ismi onda daha gàliptir. Ehl-i aşkta Vedûd ismi ve ehl-i tefekkürde Hakîm ismi daha ziyâde hâkimdir. Ve hakeza…” diye izah etmektedir.

Yüce Allah Kur’an’da;

“Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O’nundur.” (Ta-Ha, 20/8, Haşir, 59/24);

“Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Bakara, 2/163);

“De ki: “İster Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisini derseniz deyin, “EN GÜZEL İSİMLER” O’nundur.” (Îsrâ: 17/110);

“En güzel isimler (Esmâu’l-Hüsnâ), Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle DUA edin / zikredin” (A’raf: 7/180) buyurmaktadır.

Peygamber (sav) de

“Allah’ın İsm-i A’zam’ı, şu iki âyettedir:

“Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. O, Haydır, Kayyumdur.” (Ali İmran; 3/2)

“Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Bakara, 2/163) (Sünen-i İbn Mace, Dua)

“Allah’ın o İsm-i A’zam’ı ki onunla çağırıldığı zaman duayı kabul buyurur, (şu) üç sûrededir: Bakara, Âl-i İmrân ve Tâhâ.”

Hz. Peygamber (sav) bir adam;

“Allahım! Ben senin zâtında, sıfatlarında ve fiille­rinde tek olup benzeri ve ortağı olmayan, her şeyden müstağni olup tüm varlıkların muhtaç olduğu, doğurmayan, doğurulmayan ve hiç bir şey O’na denk olmayan Allah olduğunu itiraf ederek senden (ha­yır) isterim” diye duâ ederken sesini işitti.

Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“(Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki) Şüphesiz bu adam Allah’tan İsm-i A’zam ile istedi, o İsm-i A’zam ki onunla Allah’tan (bir hayır) istenince verir ve onunla çağrıldığı zaman duayı kabul buyurur.” (İbn Mace, Dua; Tirmizi, Ebu Davud, Nesai)

Hz. Peygamber Ubeyy b. Ka’ab’a;

“Allah’ın kitabında en büyük ayet hangisidir?” dediğinde Ubey;

“Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Hay / Diridir, zatıyla ve kemaliyle Kaimdir / Kayyumdur.” (Bakara, 2/255) dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav),

“İlim sana helal olsun ey Eba’l-Münzir!” buyurmuştur.

Bunun içindir ki; AYET-ÜL KÜRSÎ / AYET-EL KÜRSÎ adı verilmekte ve her namaz tesbihatında okunmaktadır.

İsm-i A’zam âlim ve evliyalar için ayrı ayrıdır.

Başta İmam-ı Âzam, İmam-ı Gazâlî, Celâleddin-i Süyûtî, İmam-ı Rabbânî, Şâh-ı Geylânî gibi sıddıkîn-i muhakkıkîn, İsm-i Âzamı ayrı ayrı görmüşler. İmam-ı Âzam demiş: el-Adl, el-Hakem ism-i âzamdır, ve hâkezâ. Kur’ân, İsm-i Âzamdan ve her ismin âzamlık mertebesinden gelmiş. Hem bütün âlemlerin Rabbi itibâriyle Allah’ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudâtın ilâhı ünvanıyla Allah’ın fermanıdır. İsm-i Âzamı ispat etmekle beraber, her ismin bir mertebe-i âzamı var ki, Resul-i Ekrem (sav) bunlara mazhar olduğu gibi, haşr-i âzam da onlara bakıyor.

Meselâ ism-i Hâlık merâtibi, benim Hâlıkımdan tut, tâ Hâlık-ı Küll-i Şey’e kadar olan mertebe-i âzama kadar merâtibi var. Bu bakımdan Zât-ı Zülcelâl, her şeye her şeyden daha ziyade yakın olduğu halde, her şey Ondan nihayetsiz uzaktır. Onun huzûr-u kibriyâsına perdesiz girmek istenilse, zulmânî ve nurânî, yani maddî ve ekvânî ve esmâî ve sıfâtî yetmiş binler hicaptan geçmek, her ismin binler hususi ve küllî derecât-ı tecellîsinden çıkmak, gayet yüksek tabakàt-ı sıfâtında mürûr edip, tâ İsm-i âzamına mazhar olan Arş-ı Âzamına urûc etmek, eğer cezb ve lûtuf olmazsa, binler seneler çalışmak ve sülûk etmek lâzım gelir.

Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın Tirmizi, Ebû Dâvud ve Nesâî’den naklettiği bir hadise göre namaz kılan birisinin “Allahümme inni es’elüke bienne leke’l-hamdü la ilahe illa ente’l Mennân Bediü’s-semâvat ve’l-ard Zü’l-celali ve’l-ikrâm ya Hay ya Kayyum” diye dua ettiğini duyan Resulullah,

– “Biliyor musunuz ne ile dua etti?”diye sormuş, ashabın

– “Allah ve Rasûlü bilir” demeleri üzerine,

– “Nefsim kudret elinde bulunan Zat-ı Ecell’e yemin ederim ki, ism-i a’zâm ile dua etti. O ism-i a’zâm ki, onunla çağırıldığı vakit icabet buyurur ve onunla istenildiği vakit verir” (M. H. Yazır, Hak Dini, Kur’an Dili, VI) diye nakledilmektedir.

Yine M. H. Yazır şöyle der:

“Tevhit denizine dalmış olan ehlullah’a göre bu ismin (Hüve’nin) ehemmiyeti pek büyüktür. Buna İsm-i a’zam diyenler de vardır. Maahaza, İsm-i Azam “Allah” ism-i şerifidir diyenler çoğunluk âlimlerdir. “Hüve” ise makamı-ı tevhidde a’zamdır” (Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, I)

İsm-i A’zam “Allah” ism-i şerifidir diyen âlimler çoğunluktadır. İsm-i A’zam, Allah ism-i şerifidir. Çünkü Allah ismi, Cenâb-ı Hakkın zatına delalet etmektedir (Fahruddin er-Râzı, Tefsîru’l-Kebir, I)

Çünkü Arapça “Allah” kelimesinden “elif” harfi kalkınca “Lillah”, “lem” harfi kalkınca, “Lehû” yine “lem” harfi kalkınca “Hû” kelimesi kalır. “Allah, Lillah, Lehû ve Hû” yani ( الله لله له ه ) kelimelerinin hepsi de Allah’ın isim ve sıfatları olup, O’nun zatına nispet edilen mana ve kavramlardan ibarettir. Yani o isim ve unvanlar hep Allah’ı bize bildirirler.

Sual: İsm-i Â’zam hangisidir?

Elcevap: İsm-i Âzam gizlidir. Ömürde ecel, Ramazan’da Leyle-i Kadir gibi, esmâda İsm-i Âzamın istitarı, mühim hikmeti var. Kendi nokta-i nazarımda hakikî İsm-i Âzam gizlidir, havassa bildirilir. Fakat her ismin de âzamî bir mertebesi var ki, o mertebe İsm-i Âzam hükmüne geçiyor. Evliyaların İsm-i Âzamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır.

Hazret-i Ali’nin (r.a.) Ercûza namında bir kasidesi Mecmuatü’l-Ahzab’da var. İsm-i Âzamı altı isimde zikrediyor. İmam-ı Gazâlî onu Cünnetü’l-Esmâ namındaki risalesinde, Hazret-i Ali’nin zikrettiği ve İsm-i Âzamın muhîti olan o esmâ-i sitteyi şerh ve hassalarını beyan etmiştir.

O altı isim de şunlardır:

 

“FERDUN, HAYYÜN, KAYYUMÜN, HAKEMÜN, ADLÜN, KUDDÜSÜN” dür. (B.S.N, RNK)

 

Biz mü’minler; şu İlahî fermana uymalı ve o emir doğrultusunda dua etmeliyiz:

“En güzel isimler (Esmâu’l-Hüsnâ), Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle DUA edin / zikredin” (A’raf: 7/180)

 

adarselim@gmail.com