Bayrak; bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancaktır. (TDK, Büyük Sözlük)

Bayraklar, devletlerin, milletlerin bağımsızlık sembolü, dinî ve millî değerlere sahip bir simgedir. Milletin birlik ve beraberliğini temsil eden her zaman önemli kutsal manalar ve değerler taşıyan simgesi ve şiarıdır. Hiç bir bayrağın şekil ve renkleri rastgele meydana gelmemiştir. Türk Bayrağı ülke ve milletimizin varlığı ve bağımsızlığını temsil eder. Türk Bayrağı, milletimizin şeref simgesi olan hilal ve yıldızı ile dünyada ve ülkeler arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin şeref ve onurunu büyük bir inançla simgeleyen şeref abidesidir.

Araştırmacı tarihçi yazar Cezmi Yurtsever, “Türk bayrağındaki hilalin çizimi ve gizli anlamı ile ilgili araştırmalar yaptığı esnada uzman hocaların çocukluk yıllarında Fatih Sultan Mehmed’e hilal şeklini çizmeyi öğrettiği bilgisine ulaştığını dile getirir. ‘Hilal, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret etmesi esnasında gökyüzünde ayın;  hilal şekli vardır. Osmanlı bayraklarındaki hilal şekli İslam’ı ve hicret olayını sembolize eder. Osmanlı’nın kullandığı 3 hilal şekilli bayrak İslamiyet’i güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar bütün dünyaya yayma düşüncesinin karşılığıdır.

Fatih Sultan Mehmed’in Çanakkale Boğazı’nın Gelibolu sahillerine yaptırdığı Kilitbahir Kalesi’nin 3 hilal şeklinde olduğuna dikkat çeker. Osmanlı ve Türkiye bayraklarındaki hilal şekli Fatih Sultan Mehmet’in kalıcı kıldığı kutsal bir semboldür” diye izah eder.

Türkiye Bayrağının tarihçesi incelendiğinde; 1844 yılından beri kullanılmakta olduğu görülür. Kırmızı zemin üzerine beyaz hilal ve yıldız konarak oluşan bayrak ilk kez Osmanlı tarafından 1844 yılında kabul edilmiştir. Bayrak, 1936 yılında şekillendirilmiş ve Türkiye’nin ulusal bayrağı olarak kabul edilmiştir. Osmanlı döneminde bayrak, önceleri yeşil zemin üzerinde bir hilal iken, 1793 yılında III. Sultan Selim tarafından kırmızı olarak arka plan değiştirilmiştir. Yıldız ise 1844 yılında eklendiği bilinmektedir. (http://www.sabah.com.tr)

Türkiye’nin bayrağı olan “ay yıldızlı, al bayrağın” oluşmasında sözü edilen birçok rivayet ve yorum vardır. Türk Bayrağı için pek çok görüş ileri sürülmüştür. Ancak öne çıkan birkaç görüş en çok kabul görenlerdir. Görüşler şöyledir:

1- Türk Bayrağı’ndaki hilal “İslamiyeti”, yıldız ise “Türklüğü” temsil eder. Kırmızı renk ise toprağa karışan “kan”ı temsil ettiği söylenir.

2- Ay-Yıldız Orta Asya’dan gelen “Türklüğü”, kırmızı zemin de “Vatanı” temsil eder.

3- Hilal olan ay “Allah”ı, beş köşeli yıldız ise, “Peygamber”i temsil ettiği kabul edilir.

4- Savaşta ölen askerlerden çukurda biriken kan gölünde gece yarısı bu kanların üzerine yansıyan hilal biçimindeki ay ve bir yıldızla beraber Türk Bayrağının görüntüsünün oluştuğu görüşüdür.

Bu görüşe göre, bilindiği gibi bayrağımızın oluşum şekli aziz şehitlerimizin bedenlerinden akan kanların bir arada toplanmasında ve o an yerdeki kanın üzerinde bir ışık parçası şeklinde görünen hilal ile yıldızın esrarengiz ve göz kamaştıran duruşuyla Türk Bayrağı oluşmuştur ve bugün şanlı ve şerefli Türk Bayrağı göklerde dalgalanmaktadır.

Türk bayrağının üzerinde ki al renk şehitlerimizin kanını, hilal ve yıldız ise bir görüşe göre şehit olan askerlerin kanının biriktiği çukurdaki kan gölünde gökteki hilal ve yıldızın yansımasından Türk Bayrağı’nın oluştuğu yönündedir.

Bu bakımdan Mithat Cemal Kuntay şirinde şöyle dile getirir:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”

Hilal’in Müslümanlar tarafından sembol olarak kabul edildiği bilinmektedir. Acaba bunun sembolik değeri nereden gelmektedir? Dolunay (Bedir) ayın on dördüncü gecesindeki haliyle daha parlak olmasına rağmen niçin ayın en az ışık verdiği yay şeklindeki zayıf şekli sembol almıştır? Bunun bir anlamı ve hikmeti var mıdır?

Hilâl ve yıldızın manası; tarih boyunca İslâm’ın, Tevhid inancının ve Müslüman toplumlarının sembolü olagelmiştir. Hilal şekli dolayısıyla değil, ismi dolayısıyla sembol olmuştur. Bu anlamı da Allah isminden almıştır. Çünkü “hilâl, lâle” ve Cenab-ı Hakk’ın en büyük ismi ve lafza-i Celal olan “Allah” ismi ebced hesabıyla aynı sayı değerindedir. “Hilâl” kelimesinin ebced değeri “Allah” lafza-i celalle aynı olup 66’dır. Allah kelimesi Arapça bir Elif iki Lam ve bir He  (الله) ile yazılmaktadır. Hilâl  (هلال) harfleriyle aynı olup sadece harf yerleri değişiktir. Hilali meydana getiren kamer (ay) tek varlıktır. Fakat yıldızlar farklı gezegen (sabah / çoban yıldızı diye bilinen katı Venüs ile ısı ve ışık saçan güneş gibi) yıldızlar ayrı ayrı varlıklardır.

Bayrağımızdaki yıldız (نجم) ise, Arapça Muhammed (sav) yazısının şeklidir. Hz. Peygamberimiz (sav)’in ismi şu şekliyle yazıldığı zaman birinci ”Mim”in başı ”Ha” harfinin dirseği, ikinci ”Mim”in kıvrımı ve ”Dal” harfinin alt ve üst kanadı beş tane çıkıntı meydana getirir ve tam bir yıldız şeklini alır. Zaten İslam’ın şartları da beştir. Demek hilâl ”Allah” inancını, yıldız da, Hz. Peygamber (sav)’e bağlılığı dile getirir. Peygamberler güneşi,  nebiler sultanı ve nübüvvet nuru olan Hz. Muhammed (sav) tüm nebî ve resullerin, yani peygamberleri temsil ettiği için yıldız çoğunluk ifade etmekte ve gerçekte de semada yıldızlar çok olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle bayraktaki bir yıldız diğer yıldızları temsilen çoğul ifadesiyle (نجوم ) şeklinde yazılır. Tekil olan yıldız ebced hesabıyla 93 ederken çoğul ifadede (و ) vav harfi geldiğinden “bir nun, bir cim, bir vav ile bir mim’in” ebced değeri 99 eder ki, Esma-i Hüsna’nın hadiste rivayet edilen adedine denk gelir.

Muhammed şedde ve tenvin sayılmazsa ebced hesabı 92 bir farkla necm (yıldız) kelimesine tevafuk eder. Resulullah buyurmuş: “Benim Kur’an’da YEDİ ismim vardır: Muhammed, Ahmed, Yasîn, Tâhâ, El-Müddesir, El-Müzemmil ve Abdullah.”

Cifir hesabını bilmediğimden sadece ebced hesabı yaptım. Belki de sonuç 99 çıkacaktır ama bilmiyorum. Yedi, yetmiş, yedi yüz gibi tabirat, üslûb-u Arabîde kesreti ifade ettiği ve Muhammed ismi Kur’an’da üç kez geçmesiyle cemaatin asgarı üç olması nedeniyle hadiste ifade edilen isim sayısı yedi ile birlikte 92 + 7 = 99 sonucuna varılabilir. Ayrıca buradaki tevafuka bakınız ki; Türkçe 66  –  99 ve Arapça ٦٦ – ٩٩ rakamlarında da şekil benzerlikleri mevcuttur.

Hilal ve yıldızın Allah inancı ”Amentü” ile bildirilen iman şartlarının ve İslam’ın beş temelini ve esasını oluşturur. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi bayrağımızda ki, hilal olan ay “Allah”ı, beş köşeli yıldız ise, “Peygamber”i temsil ettiği ve beyaz renkli olması da kutsiyeti ifade ettiği kabul edilir. Hilal sadece bayrağımızda değil, atalarımız, hilâli camilerdeki “kubbe”lerin ortasına, “minarelerin alemleri”ne ve minberin en üstüne dikmişlerdir. Ta ki burasının bir “İslâm diyarı” olduğu anlaşılsın!.. “Hilâl”, aslında bir “mühür”dür!. Hem de İslâm’ın bir mührü!..

Allah kelimesi Arapça bir Elif iki Lam ve bir He ile yazılmaktadır. Hilâl harfleriyle aynı olup sadece harf yerleri değişiktir. Bu harflerin değeri yine ebced hesabıyla toplandığında 66 rakamını verir. Her iki kelimede harfler değişmediği için rakam değerleri de değişmiyor. Yani Hilal yazarken Allah isminin harflerini kullanıyoruz. Öyleyse bu iki kelimeyi bilhassa sembolik olarak birbirinin yerine kullanmakta mümkün olabileceği söylenebilir. Bu nedenle “Lâle, hilâl ve Allah” lafızlarının ebced değerinin aynı olduğu içindir ki, kültürümüzde lâleye apayrı bir değer verilir ve ona sevgi beslenildiği de bir realitedir.

Hilâl’in kucağındaki yıldız da doğrudan doğruya Arapça Muhammed yazısının şeklinden alınmıştır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in ismi yazıldığı zaman birinci “Mim”in başı “Ha” harfinin dirseği, ikinci “Mim”in kıvrımı ve “Dal” harfinin alt ve üst kanadı beş tane çıkıntı meydana getirir ve tam bir yıldız şeklini alır. Zaten İslam’ın şartları da beştir. Demek hilâl “Allah” inancını, yıldız da, Hz. Peygamber (sav)’e bağlılığı dile getirir. Allah inancı “Amentü” ile bildirilen iman şartlarının temeli olduğu için, iman esaslarının hepsi bu sembolle ifadesini bulmuş olur. Bu iki sembolle hilâl ve yıldızla İslam dini bütün yönleriyle ifade edilmiş olur.

Allah’ın birliği  ve tevhid inancı ve bu inancın “La ilahe İllallah, Muhammed’ür resulullah”, ”Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun elçisidir” formülüyle ifade edilen Kelime-i Tevhid’in manası böylece hilal ve yıldız şeklinin içinde sembol olarak ifadesini bulmuştur. Demek “hilâl”, iman şartlarını “yıldız” da İslam’ın şartlarını Remz” (sembol) olarak dile getirir. (Salim Karapınar, Bir Fincan Aşk/Kahve)

Birisine bir kâğıt ile kalem vererek ondan bir “yıldız” figürü çizmesini isteseniz, çizeceği o figürdeki yıldız beş köşeli olacaktır. Çünkü beş köşeli yıldız, kalemi kâğıt üzerinden kaldırmadan en kolay çizilebilen geometrik şekildir.

Bayraktaki ay-yıldız Orta Asya’dan gelen “Türklüğü”, kırmızı zemin de “Vatanı” temsil eder, demiştik. Bu görüşe göre bayrağın al renkli olması “Vatanı savunma uğruna cihat mücadelesi verme ve şehit olma” düşüncesinin karşılığı olduğunu da söyleyebiliriz.

Ayrıca Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı “İstiklâl Marşı” nda

“Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet, bu celâl”

mısralarında bayrağa ve hilale hitaptan öteye, aslında doğrudan doğruya Yüce Allah’a niyaz ile O’ndan bu millete rahmet ve merhametiyle nazar etmesi istenmektedir.

“Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:

Değmesin ma’bedimin göğsüne na-mahrem eli!

Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli-

Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.”

dörtlüğünde ise, Yüce Allah’a dua ile birlikte din, mukaddesat ve inanç şiarı ve simgesini taşıyan al bayrağımızın korunmasını açık bir dille ortaya koymaktadır. Hilal sadece bayrağımızda değil, atalarımız, hilâli camilerdeki “kubbe”lerin ortasına, “minarelerin alemleri”ne ve minberin en üstüne dikmişlerdir. Ta ki burasının bir “İslâm diyarı” olduğu anlaşılsın!.. “Hilâl”, aslında bir “mühür”dür!. Hem de İslâm’ın bir mührü!. Yukarıda anlatıldığı üzere hilal şeklinden dolayı değil, isminden dolayı İslami bir semboldür.

Al renk, kutsallık içerdiği içindir ki, Türkler, “kırmızı bayrak” değil “al bayrak,” “kırmızı kan” değil “al kan,” demişlerdir. Yermek, aşağılamak anlamında “karalamak” derken, yüceltmek, övmek, kutsamak karşılığı da, “allamak” sözünü kullanırlar. Bugün dilimizde kullandığımız “allamak pullamak” sözü de aynı maksatla kullanılır.

“Al”, Türk lehçelerinde “yüksek”, “yüce” ve “kudret” anlamlarına da gelir. Altay dağının adı aynı maksatla söylenmiş olup, Al=yüce/yüksek, tay=tağ/dağ demek olup Al-tay=yüce-ulu dağ, yüksek dağ anlamındadır. Yüce Allah’ın birliği ve bu inancın “La ilahe İllallah”/ ”Allah’tan başka ilah yoktur” formülüyle ifade edilen manası böylece Hilal şeklinin içinde sembol olarak ifadesini bulmuştur. Hilal Yüce Allah inancını, Yıldız ise, Peygambere bağlılığı ifade etmektedir. Ay yıldızlı bayrağımızın anlamı da Allah ve Hz. Muhammed (sav)’i temsil etmektedir. Şanlı ay yıldızlı al bayrağımız; hem inancımızın, hem vatanımızın hem de bağımsızlığımızın sembolüdür.

 

adarselim@gmail.com