Huzur başarının güç kaynağı,
 başarı da mutluluğun
sihirli anahtarıdır.
Sözlüklerde başarı; başarma işi, başarmak eylemi ya da başarılan iş, muvaffakiyet demek olup, Allah’ın yardımıyla başarı gösterme ve isteneni ele geçirme, başarma anlamında muvaffak olmaktır. Yani başarmış, gayesine erişmiş ve başarılı olan kişi demektir.
Başarı; davranışlar, hedefler, kaynaklar, beceriler, stratejiler, tutumlar, inançlar, değerler ve ölçütler, sonuçlar ve duyguların akılcı, beyin, zihin ve ruhsal durumlarının ürünüdür. Başarı hedefe yürümektir, hedefe ulaşmaktır. Başarı, insanın yapmak istediği güzel bir şeyi yapabilmesi, ulaşmak istediği güzel bir hedefe varabilmesidir.
Varılan hedef, kişinin hem kendine hem ailesine hem de diğer insanlara faydalı olmalıdır.
Hz. Peygamberimiz (sav),
“İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır” (Câmiu’s-sağir, II. 10) buyurur.
Başarı; didinmeyi, gayret etmeyi, engelleri göğüslemeyi gerektirir. Bu nedenle kişi çevre etkilerinden kendisini koruduğu nispette başarı yolunda adım atmış olur. Bir şeyi elde etmenin ilk şartı; arzu etme ve niyettir.
Her başarı Cenab-ı Hakkın yardımına bağlıdır. Bir insanın başarılı olabilmesi için “niyet” etmesi, “dilek”te bulunması gerektiğini, kendi zihin dünyasında çözmüş olması gerekir. Güçlü bir niyet ve istek ile tutkulu bir ideale, ideal de aşk ve sevgiye dönüştüğünde; kişi bütün enerjisini hedefinin üzerinde odakladığında başarıya ulaşması kaçınılmaz olur. Bunun için başarı; azimli bir hareket, iyi bir planlama, disiplinli bir çalışma ve iyi bir iletişimin sonucudur. Başaracağına gerçekten inanan insan ancak başarının kapılarını aralayabilir.
Aslında inanmak yarı yarıya başarmaktır.
Demek inanan kişi, kendini hedefine “adayan” kimsedir. Yani hedefine odaklanan, kara sevdaya tutulmuş, gözü başkasını görmeyen demektir.
Bu şekilde bir azim ve gayretle başarı; hangi alanda olursa olsun, kim tarafından istenirse istensin birbirini izleyen bir dizi “düşünsel – duygusal – sosyal yoğunlaşma” halkalarından oluşan bir zincirdir. Hiç unutmamak gerekir ki, “bir zincir, en zayıf halkası kadar sağlamdır.”
Burada başarı zincirinin beş halkasını zikredelim:
       1-Amaç ve hedef belirlemek, güçlü bir istekle hedefine yönelmek.
      2- İnançlı, azimli, kararlı, sabırlı ve mücadeleci olmak ve planlı olarak çalışmak.
      3- Kazandığımız donanımı gereken zaman ve yerde en üst düzeyde etkin ve verimli kullanmak.
     4- Ne yaptığımızı, neyi yapmadığımızı ölçerek kavramak ve gerekli tedbirleri almak.
     5- Zamanında ve yerinde gerekli düzeltme ve eklemeleri yapabilmek ve başarıyı yakalayıp mutlu sona erişmektir.
Başarı ihtiyaçtan kaynaklanır. İhtiyacı olmayanın başarı gibi bir isteği ve sıkıntısı da yoktur. Duyulan ihtiyaca göre, başarının niteliği niceliği değişir.
Aslında başarı; hedefe yürümek, hedefe ulaşmaktır. Başarı; insanın yapmak ve başarmak istediği güzel bir şeyi yapabilmesi, ulaşmak istediği güzel bir hedefe varabilmesidir.
Başarı tesadüfî ulaşılan bir sonuç değildir. Başarıyı yakalamak ve başarılı olmak için; önce inanç, bu inanç doğrultusunda azim, kararlılık, çalışma gücü ve istek şarttır. İstediği hedefe ulaşabilen insan, elde ettiği netice sonunda huzur ve mutluluk duyabiliyorsa, emellerine ve hedefine ulaşabilmişse aynı zamanda başarıyı da yakalamış olur. Başarıya giden yolda inanç, azim, kararlılık ve mücadelenin büyük önemi vardır.
Başarı hangi alanda olursa olsun, kim tarafından istenirse istensin birbirini izleyen bir dizi “düşünsel-duygusal-sosyal yoğunlaşma” halkalarından oluşan bir zincirdir.
Hiç unutmamak gerekir ki, “bir zincir, en zayıf halkası kadar sağlamdır.” Onun içinde başarıyı yakalamak için bu beş halkadan oluşan zincir şunlardır;
Demek her işte insanın başarılı olmasının esası;
      1- Bilinçli bir hedef belirleme,
      2- Planlı çalışma,
     3- Araç ve imkânları kullanma,
    4- Çaba ve gayret sarf etmek,
    5- Zamanında gerekli düzeltme ve eklemeleri yapmaktır.
Hepimizin bildiği gibi “inanmak başarmanın yarısıdır” diye bir söz var. Bu sözü tamamlamak gerekirse; “başarının diğer yarısı da çalışmaktır.” Fakat inanmayan bir kişi çalışmaz, çalışamaz.
Bir kimsenin çalışabilmesi için önce o işin olabileceğine inanması gerekir. Başarı için çalışmak, çalışmak için de inanmak şarttır. Nasıl zafere inanmayan bir komutanın ordusunun savaşı kazanması imkânsız ise, inanmayan bir beyne
sahip kişinin de başarılı olması imkânsızdır. Önce başarı hayal edilmeli, sonra hayal edilen başarının gerçekleşebileceğine inanılmalı ve çalışılmalıdır. Sonuç Allah’ın izniyle mutlaka başarı ve kazanç olacaktır.
adarselim@gmail.com