Oruç kelimesi, “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak” anlamına gelen Arapça savmın (sıyâm) kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir.

İSLÂM’DAN ÖNCEKİ DİNLERDE ORUÇ:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde;

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için ORUÇ, SİZDEN ÖNCEKİ (ÜMMET) LERE farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. …Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. …Öyle ise içinizden kim buraya ulaşırsa, onu oruçlu geçirsin. …Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Buda sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir” (Bakara, 2/183, 184, 185) buyurmuştur.

Bu ayetlerde oruç ibadetinin tüm semavî dinler ile geçmiş ümetlere de farz olduğunu ve orucun faydalarının olduğu belirtilmektedir. Çünkü oruç; bedenlerin sıhhat kaynağıdır. Kâinatta çalışan her şeyin bazen dinlenmeye ihtiyacı vardır. Onun için on bir ay durmadan çalışan vücudun, mide, bağırsaklar ve diğer organların elbette dinlenmeye ihtiyacı vardır.

Hz. Peygamberimiz (sav):

“Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” (İmam Ahmed; Keşful Hafa) buyurur.

TIKLA OKU: ORUÇ İBADETİNİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI  

Belirli bir süre yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durma, perhiz yapma ya da belirli yiyecekleri yememe, sükût etme, ağzı ve kulağı yalandan ve kötü sözden koruma vb. şekillerde yerine getirilen oruç ibadetine hemen bütün dinlerde rastlanır.

HIRİSTİYANLIK’TA ORUÇ

Hıristiyanlık’ta alkol ve cinsî münasebet, oruç sırasında yasaktır. Günlük işler asgariye indirilir. Oruç, genelde, istiğfar için, bolluk içinde yaşamanın idraki içindir. Özellikle Katolikler ve Ortodokslar 40 günlük “Büyük Perhiz” ile Noel’den önceki Advent dönemlerinde oruç tutarlar.

Paskalya döneminde, 40 gün boyunca hayvansal gıdaları yememek kaydı ile oruç tutulur.

Yeni Ahid’de Hz. Îsâ ve havarilerin oruç tuttuklarından söz edilir. (Matta, 6/16; Resullerin İşleri, 13/2; 14/23). Oruçların en önemlisi ve uzun sürelisi Hz. Îsâ’nın çölde kırk gün boyunca tuttuğu orucun hatırasını yaşatmak üzere IV. yüzyılda başlatılan ve Paskalya’dan önceki kırk güne denk gelen oruçtur. “LENT” adıyla bilinen bu oruç Hıristiyanlarca genelde Paskalya’ya hazırlık olarak yorumlanır.

Dua ve tövbelerle bezenmiş böyle bir oruç/perhiz sayesinde kişinin mânevî kirlerden temizlenmiş olarak Paskalya’ya erişeceğine inanılır. Paskalya, Yahudi ay takvimine bağlı şekilde nisan ayının on beşinden sonraki ilk pazar olarak belirlendiğinden kırk günlük oruç/perhiz süresi de Katolikler’de şubat ayında “küllü çarşamba” denilen günde başlar.

Oruç ve perhiz dönemlerine ait kurallarla bu günlerde yapılacak işler ve yenilecek besinler konusunda tarihsel süreçte önemli değişiklikler olmuş ve Hıristiyan mezhepleri arasında farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Oruç tutan kimse günde ancak bir öğün (öğle veya akşam) yemek yiyebilir. Bunun dışında günün her anında hafif bir şeyler yemesi mümkündür. Sigara gibi keyif verici maddeler kullanılmaz. Zaruret halinde ilâç alınabilir.

YAHUDİLİK’TE ORUÇ

Musevilikte yılda birkaç kez oruç tutulur. Özellikle Yom Kippur’da (Kefaret Günü) oruç tutulması öngörülür. Yenilmez, içilmez. Deri elbise giyilmez. Yağ ve krem sürülmez. Cinsî münasebette bulunulmaz.

 Tevrat’a göre, Hz. Musa Tur Dağı’nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç tutarak geçirmiştir.

Hasta ve düşkün olmayan, şeriat önünde sorumlu tutulma çağına gelmiş bütün Yahudilere farz olan bu oruç Yahudi ay takviminin birinci ayı olan Teşri’nin (Eylül-Ekim) onuncu günü tutulur. Oruç arefe günü güneş batımından yaklaşık bir saat önce başlar ve ertesi gün (10. gün) gün batımından yaklaşık 45 dakika sonraya kadar devam eder. 25 saati aşan bu süre içinde yeme, içme, cinsel ilişkide bulunma, yıkanma ve her türlü temizlik yapma, yağlanma ve ayakkabı dahil, deriden yapılmış bir şey giyme haramdır. (Mişna,8/1).

Semavi dinlerin dışındaki dinlerde de orucunu önemli bir yeri vardır. İşte bazı dinlerde orucun yeri:

HİNDUİZM’DE ORUÇ

Hint dinlerinden Hinduism’de oruç nefsi terbiye için yılın belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulur. İbadet amacıyla duaların okunduğu günlerde oruç tutulması gerekir. Hinduizm’de oruç genellikle belirli bazı besinleri yememe, yani bir çeşit perhiz şeklindedir.

Hindu oruçlarını diğer dinî sistemlerin oruçlarından ayıran temel farklılıklar bazı oruç günlerinde pirinçten yapılan yiyeceklerin, kadınlara her türlü kokunun ve erkeklerin vücutlarını başta hint yağı olmak üzere herhangi bir yağla yağlamalarının yasaklanmasıdır. Özellikle “şivaratri” de uyumanın yasak oluşu da Hindu oruçlarının bir diğer özelliği olarak zikredilebilir.

TAOİZM’DE ORUÇ

Taoizm’de oruç, sağlığı koruma ve böylece yaşlanmayı geciktirme özelliğiyle ön plana çıkar. Çinliler ayrıca, büyük bayram günleri ile kötülüklerin arttığı dönemlerde de, kendilerini korumak için oruç tutarlar.

BRAHMANİZM’DE ORUÇ

Güney Asya Hint dinlerinden Brahmanizm’de her ayın 12 ve 13’üncü günlerinde oruç tutmak gelenektir. Brahmanizm’de yaşlılar hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değildir. Bazıları insani isteklerini yenmek için 15 gün boyunca oruç tutar. Bu süre içinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içmeleri orucu bozar.

JAİNİZM’DE ORUÇ

Hint dinlerinden Jainizm’de orucun kuralları daha serttir. Jainistler kesintisiz olarak 40 gün oruç tutarlar. Bu dinin kurucusu Mahavira’nın (M.Ö 599-527)) kendisine işkence yaparak dinde yüksek dereceye ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta yemediği ve hatta ölünceye kadar da oruç tuttuğu söylenmektedir.

Esasen normal hayatlarında bile sadece soğan ve sarımsak dışındaki bitkisel besinleri yiyebilen Jainist din adamları kuşlukla zeval vakti arasında olmak üzere günde sadece bir öğün yemek yiyebilirler.

BUDİZM’DE ORUÇ

Güneydoğu Asya dinlerinden Budizm oruca en fazla önem veren dinlerdendir. Budizm’in kurucusu Buda’ya göre, ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vazgeçmek gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların birincisi ise, her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmektir.

Buda’ya göre sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana’ya engel olan tek şey arzulardır. Kurtuluş ancak arzuları terk etmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın birinci yolu da oruç tutmaktır.

Tibet Budizmi’ne bağlı Lamaistler her ay dört gün oruç tutar. Onların bir kısmı, akşamları sadece ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerle çay tüketmeyi de orucun bir parçası olarak görür.

Daha zâhid olanlar ise ertesi gün güneş doğuncaya kadar hiçbir şey yiyip içmezler.

MANİHEİZM’DE ORUÇ

Manilikte oruç, ışığı gönderen güneş ve aya dua etmek amacıyla tutulur. Babil ve Asurluların da orucu büyük önem verdiği bilinir. Eski Mısır’da ise oruç genellikle dini bayramlarda tutulur.

 

adarselim@gmail.com