Cenab-ı Hak, Kadir-i Mutlak; bu dünyada her halimizin kayıt edildiğini Kur’an-ı Kerimde bildirmektedir. Öyle ki, küçük-büyük, az-çok, gece-gündüz, her an, her zaman ve her mekânda bütün amellerimiz, şahidler huzurunda yazıldığını bildirmiştir.
Şöyle ki,
وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
“Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir ve yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Hadid, 57/4)
اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يباً
“Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.” (Nisa, 4/1)
وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ۟ * اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يداً۟
“Şüphesiz Allah her şeye şahittir.” (Nisa, 4/33; Mücadele, 58/6; Ahzap, 33/55))
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ * كِرَاماً كَاتِب۪ينَۙ * وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ
“Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar (Kiramen-Kâtibin) vardır. Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.” (İnfitar, 82/10-12)
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ * اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ
“Biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf, 50/17-18)
اِنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
“Biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.” (Casiye, 45/29)
وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ * وَكُلُّ صَغ۪يرٍ وَكَب۪يرٍ مُسْتَطَرٌ
“İşledikleri her şey kitaplarda kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.” (Kamer, 54/53)
اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟
“Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.” (Yasin, 36/12)
وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ * وَنُفِـخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ
“Sûr’a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür. Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.” (Kaf, 50/20-21)
“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O (Allah) olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah her şeyi hakkıyla bilir.” (Mücadele, 58/7)
“O (Allah) gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez. Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.” (Cin, 72/26-28)
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِم۪ينَ مُشْفِق۪ينَ مِمَّا ف۪يهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغ۪يرَةً وَلَا كَب۪يرَةً اِلَّٓا اَحْصٰيهَاۚ وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِراًۜ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَداً۟
“Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 18/49)
كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ * وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ * كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ
“Hayır, füccarın (günahkârların) kitabı, muhakkak “Siccîn”dedir. “Siccîn”in ne olduğunu bilir misin? O, yazılmış bir kitaptır.” (Müteaffifin, 83/7-10)
كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ * وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ * كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ
“Hayır (sandıkları gibi değil!) (ebrarın) iyilerin kitabı “İlliyyûn”dadır.
“İlliyyûn”un ne olduğunu bilir misin? O yazılmış bir kitaptır.” (Müteaffifin, 83/18-21)
اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ
“Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?” (Fussilet, 41/53)
Bu ayette bildirildiği üzere Allah’ın her şeye şahid olması elbette ki yeter. Aslında hiçbir şahid ve kayıt olmasa bile Allah’ın şahidliği, her şeyden hakkıyla haberdar olması, her şeyi bilen ve gören olması kâfidir.
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Kişinin imanının en yüksek mertebesi, nerede olursa olsun, Allah’ın kendisiyle birlikte olduğunu bilmesidir” (Heysemi, Mecmau’z-Zavaid)
adarselim@gmail.com



























