Asrımızda kâinat fenleri ve maddî ilimler revaçta olup, yeni yetişen nesiller bu ilim ve fenleri okudukları; hem tabiiyyun ve maddiyyunun din ve maneviyat aleyhindeki neşriyatı; hem KÜFR-Ü MUTLAK cereyanı ki, hiçbir din ve maneviyatı tanımayan ve Allah’a iman hakikatına karşı muaraza ederek DİNSİZLİĞİ NEŞREDEN, İslâmî fikri zedeleyen ve bütün beşeriyeti tehdid eden, yeni nesillere ve gençliğe imansızlık fikr-i küfrîsini aşılamak isteyen KİTAB, BROŞÜR, GAZETE ve hassaten TV, TELEFON, YOUTUBE ve İNTERNET vasıtası ile yayınlanan her türlü sefahat gibi neşir vasıtalarının İSLÂM VE İMAN DÜŞMANLARINCA ön plâna alındığı böyle acib ve dehşetli bir zamanda elbette RİSALE-İ NUR’A, OKUNMASINA, NEŞREDİLMESİNE ŞİDDETLE İHTİYAÇ VE ZARURET VAR.
Çünkü Risale-i Nur, Kur’an-ı Hakîm’in bir mu’cize-i maneviyesi ve BU ZAMANIN DİNSİZLİĞİNE KARŞI manevî atom bombası olarak solculuk ve ateistlik ile deistlik cereyanlarının maneviyat-ı kalbiyeyi tahribine mukabil, maneviyat-ı kalbiyeyi tamir edip ferden ferda İMAN-I TAHKİKÎDEN gelen muazzam bir kuvvet ve kudrete istinadı okuyucuların kalblerine kazandırıyor.
Bu vazifeyi de yine MUKADDES KUR’ANIMIZIN ilham ve irşadıyla ve dersiyle îfa ediyor. Tefekkür-ü imanî dersiyle tabiiyyun ve maddiyyunun boğulduğu aynı mes’elelerde tevhid nurunu gösteriyor; iman hakikatlerini madde âleminden temsiller ve deliller göstererek izah ediyor.
Liselerde, üniversitelerde okutulan ilim ve fenlerin aynı mes’elelerinde iman hakikatlerinin isbatını güneş zuhurunda gösteriyor. Bu gibi çok cihetlerle RİSALE-İ NUR, bu zamanda ehl-i iman ve İslâm için ön plânda ele alınması icabeden, ehl-i iman elinde manevî elmas bir kılınçtır. Asrın idrakine, zamanın tefehhümüne, anlayışına hitab eden, ihtiyaca en muvafık tarzı gösteren, ders veren ve doğrudan doğruya feyz ve ilham tarıkıyla ayetlerin yıldızlarından gelen DERS-İ KUR’ANÎDİR, küllî marifetullah bürhanlarıdır.
Asrımızın efkârının anlayışına ve idrakine hitab edici mahiyeti ve Kur’an-ı Hakîm’in bu zamanın fehmine bir dersi olması noktasından Nur Risaleleri, bilhassa bu memlekette büyük ehemmiyet kazanmıştır.
Asırlarca Kur’an’a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran BU NECİB MİLLET, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatı göstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-ı İslâmiyettir. RİSALE-İ NUR, hakikat-ı İslâmiye ve Kur’aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz u ifade etmektedir. (Barla Lahikası, 7-8)
RİSALE-İ NUR’UN genç şakirdlerinin gittikleri istikamet ve iffet ve İTTİBA-İ SÜNNET-İ SENİYE, gençlik noktasında ne kadar kıymetdar bulunduğunu ve hakikî ve zevkli gençlik ise o tarzdaki bahtiyarların gençlikleri olduğunu bir kat daha isbat edip, hakikî genç Türkler kimler olduğunu göstermektedir. (Kastamonu Lahikası, 155)
İşte bu asırda İslâm ve Türk gençleri kahramanane davranıp iki cihetten (sefahat ve dinsizlik) hücum eden bu tehlikeye karşı, RİSALE-İ NUR’UN MEYVE VE GENÇLİK REHBERİ gibi keskin kılınçlarıyla mukabele etmeleri elzemdir. Yoksa o bîçare genç, hem dünya istikbalini ve mes’ud hayatını, hem âhiretteki saadetini ve hayat-ı bâkiyesini azablara, elemlere çevirip mahveder ve sû’-i istimal ve sefahetle hastahanelere ve hissiyat taşkınlıklarıyla hapishanelere düşer. Eyvahlar, esefler ile ihtiyarlığında çok ağlayacak. Eğer terbiye-i Kur’aniye ve Nur’un hakikatlarıyla kendini muhafaza eylese, tam bir kahraman genç ve mükemmel bir insan ve mes’ud bir Müslüman ve sair zihayatlara, hayvanlara bir nevi sultan olur. (Şualar, 480)
Genç ve kahraman muhteşem bir zat şöyle demiştir:
Bizi korkutmak ve Risale-i Nur’dan uzaklaştırmak ve diğer taraftan kendi zehirli neşriyatlarını önümüze sürmek; bu suretle millet ve gençliğimizde imanın yok olmasını ve ahlâk sukutunu temin ederek, hükûmetin kendi kendine çökmesine muvaffak olmak istiyorlar. Ve vatan ve milletimizi yabancı bir devlete devretmek emelini taşıyorlar.
Onlar iyi bilsinler ve titresinler ki, gürültüye pabuç bırakmıyoruz. Zira Risale-i Nur eserlerinde hak ve hakikatı görmüş, öğrenmiş ve inanmışız. TÜRK GENÇLİĞİ uyumuyor. Bu kahraman İslâm Türk Milleti başka bir devletin boyunduruğu altına giremez. FEDAKÂR MÜSLÜMAN GENÇLİĞİ, sahib olduğu tahkikî iman kuvvetiyle vatanını sattırmaz. Dindar, cengâver Türk milleti ve imanlı, cesur TÜRK GENÇLİĞİ KORKMAZ.
Onun içindir ki; bizi insanlık seviye ve seciyesinde en yüksek mertebelere çıkaran ve her sahadaki terakkiyatımızı sağlayan ve biz gençlere din, vatan ve millet aşkını aşılayarak uğrunda bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren RİSALE-İ NUR ESERLERİNİ OKUYORUZ VE OKUYACAĞIZ.
Dinimin, vatan ve milletimin ebedî saadet ve selâmeti uğrunda bütün mevcudiyetimi feda etmeğe hazırım. (Şualar, 546)
***
adarselim@gmail.com



























