NOT: Yaşanmış ÜÇ OLAYI mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

A- DİJİTAL DÜNYA

Dijital medya ve özellikle sanal oyunlar ile sosyal medya platformlarının faydaları yanında olumsuz ve zararlı yönleri de mevcuttur. Çocuk ve gençler üzerinde daha fazla etkileri görünürken, her yaştaki insanları bile etkilemektedir.

1- Dijital Kavramı

Dijital kavram olarak sayısal anlamına gelir. Günümüzde elektronik işlemleri ve araçları tanımlayan kavram olarak söylenir. Aslında dijital dendiğinde bilginin sayısal yollarla işlenmesi anlaşılmaktadır.  Yani 1(bir) ve 0 (sıfır)’ların işlendiği süreç ile veri çıktısıyla bilgiye ulaşmaktır.

Bilginin katlanarak arttığı günümüzde, inovasyon (yenilik) ve değişim odaklı her alanda yaşanan teknolojik gelişme ile dijitalleşen bir dünya ortaya çıkmıştır. Dijital dünyanın doğum günü, Ocak 1983 olarak kabul edilir. Bu doğum günü “İNTERNET”in ortaya çıkışı ile her alanda dijitalleşme başlamış oldu. Böylece dijital kültür, bilgi toplumunun ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş ve kullanılmaktadır.

Bilindiği üzere “Bilgi, en büyük güçtür.” Bu güce sahip olmak, ihtiyacımız olan bilgiye erişmek, bazen de elimizdeki mevcut bilgiyi sorgulamak / doğrulamak ihtiyacı hissetmemiz dijital dünya içine girmemize sebep olmaktadır. Özellikle en kısa zamanda bilgiye ulaşmak, karşılıklı sohbetler yapmak ve görüntülü konuşmak başta olmak üzere, ihtiyacımız olan -giyimden beslenmeye, ev eşyasından ferdi ihtiyaçlara, alım ve satım işlerindeki yapılan ticarete kadar, hatta bankacılık işlemlerinden haberleşmeye, reklam vb.- hemen hemen hayatımızın her alanında kolaylık sağlayan ve ister istemez içine girdiğimiz dijital dünya; her yaşta ve her meslekteki insanları topyekûn kullanmaya ve içine girmeye zorunlu kılmaktadır.

İşte bu dünyaya “Dijital Çağ” adı verilmiştir. Bu dijital çağa; “bilgi çağı, enformasyon çağı, küreselleşme çağı, organizasyon çağı, sanal dünya çağı” olarak da isimler verilmektedir.

Her asrın bir özelliği olduğu gibi, 21. yüzyıl da diğer asırlardan farklı olarak, dijital çağ olarak adlandırılmaktadır. Bizde bu çağ içinde yaşıyoruz. Bu değişim çağın gereklerine ayak uydurmamız kaçınılmazdır. Elbette bu gelişim ve dönüşümün içinde yaşayan bizler “dijital dünyayı” kullanmamız gerekir. Kendini bu dünyadan soyutlayan birçok nimetten mahrum kalır. Her insan özellikle de gençler hem sanal hem fiziksel hem de görsel iletişim alanında faaliyet göstererek görünürlük ve vizyon oluşturmak ve teknoloji konusunda bilgili olmak zorundadır. Çünkü vatan savunması dahi bu dünya içinde yer almaktadır.

2- Dijital Kültür

Kültür en geniş anlamıyla bir üretme tarzıdır. Dijital kültür, TV. telefon, tablet, bilgisayar ve bu araçlarda aktif rol oynayan “internet” gibi araçların ortaya çıkışıyla güçlenen, kültürel üretimde dijital ortamların özelliklerini sergileyen bir durumdur. Diğer bir ifade ile, teknoloji ve internetin insanlar olarak etkileşim şeklimizi nasıl şekillendirdiğini açıklayan bir kavramdır.  Toplum içinde davranış, düşünme ve iletişim şeklimiz budur.

Dijital kültürü ikiye ayırmak mümkündür:

1- Olumlu, ikna edici, kolay ve faydalı olan kültür.

2- Olumsuz, yıkıcı, inançları yok eden zararlı kültür.

Dijital çağ organizasyonlara birçok avantajlar sağlamaktadır. Bilindiği gibi organizasyon, insan ve kaynakları etkin bir şekilde bir araya getirerek belirli bir hedefe ulaşmak sürecidir. Bu sürecin avantajları başında işitsel ve görsel iletişim gelmektedir. İşlerin kolaylaşması, masa başında oturarak dünyayı dolaşmak -google art ile- fizikî ve beşerî tüm özellikleri incelemek gibi. Hatta Kâbe’de yapılan ibadetleri izlemek, görmek, söz konusu araçlarda faydalı kültürel ve dinî sohbetlere katılmak gibi. Öyle ki; üretilen ürünlerin sanal ortamda satışlarının yapılması işlerin kolaylığını sağlamaktadır. Türkiye’den Japonya, Çin, ABD vs. tüm dünya ülkeleriyle ticaretin yapılması tam bir kolaylıktır.

SANAL ORTAMI tanımlayacak olursak, internet ağları kullanılarak oluşan, gözle gördüğümüz, hissettiğimiz, duyduğumuz ama elle tutamadığımız ortamlardır. Sanal ortam internet ağları aracılığı ile elektronik ortamda iletişim kurmak demektir.

Kitle iletişim araçlarının çoğu, televizyon, kayıtlı müzik, film vb. dijital olarak üretilir ve giderek daha fazla dağıtım kanalı ile yayılır. Medya, kesintisiz bir dijital medya ortamı oluşturmak için “İnternet, World Wide Web” (internet üzerindeki birbirine bağlı sayfaların oluşturduğu devasa bir bilgi sistemidir) ve video oyunları gibi dijital formlarla birleşmiş durumdadır. İnsanların, özellikle de gençlerin en yaygın kullandıkları “Sosyal Medya” ağlarıdır.

 Gençler daha “dijital dünya dili”ni konuşmadan ve öğrenmeden dijital teknolojilerin kullanımı konusunda deneyim kazanıyorlar. Çünkü ailevî davranışlarımız nedeniyle -bizim çocuk telefonu veya bilgisayarı iyi kullanıyor veya ana ve babaların çocuğu meşgul etmek için onlara telefonlarını vererek oyunlar oynatma filim izletmesi gibi- uygulamalar ile rahat ve kolayca öğreniyorlar.

Dijital dünya topluma özgü olumlu veya olumsuz tüm davranış ve alışkanlıkları, eğilimleri ve ön yargıları da beraberinde getirmiştir.

3- Dijital Dünyanın Olumsuz Etkileri

Dijital dünyanın insanlara ve özellikle de çocuk ve gençlere olumsuz etkileri şöyle sıralanabilir:

* Bilişsel ve duygusal etkileri,

* Dikkat dağınıklığı,

* Öğrenme güçlükleri,

* Uyku düzensizliği,

* Fizyolojik yetersizlikler,

* Fiziksel aktivite eksikliği,

* Sosyal izolasyon,

* Dijital bağımlılık,

* Akılda tutkunluk,

* Siber zorbalık,

* Mahremiyet ihlalleri,

* Ahlaki ve etik değerlerde bozulma,

* Hafıza duraksama ve kayıpları,

* Düşünce kilitlenmesi,

* Zaman kaybı olması

gibi pek çok riski de vardır. Bir söz var ya; “Her nimetin bir külfeti vardır.” Elbette dijital ve internetinde nimetleri yanında külfetleri de olacaktır. Önemli olan bu dünyanın külfetlerinden korunabilmek ve zararlarından çocuk, genç ve her insanı bilinçlendirerek şuurlu kullanmayı sağlayabilmek alan uzmanı veya ebeveynler olarak görevimizdir.

Toplumda ahlaki ve etik değerlerin teknoloji kullanımıyla bozulması, değişime uğraması dinî yaşantıların zayıflaması ve giderek yok olması gözlemlenen gerçeklerdir. Dijital dünyada çocukların karşılaşabileceği olumsuz içeriklere karşı bilinçlendirilmesi, doğru ve yanlış ayrımını yapabilmeleri açısından yazımız büyük önem arz etmektedir.

Teknolojik cihazlar, özellikle renkli ekranlar, hızlı değişen görseller ve sesli içeriklerle dikkat çekici bir ortam sunar. Ancak bu ortam, çocuk ve gençlerin uzun süreli odaklanmalarını ve yeteneklerini zayıflatabilir. Çocukların dikkat sürelerinin kısalması, dijital cihazların sık kullanımına bağlanabilir.

B- GENÇLİK ÂLEMİ

Dijital bağımlılık, özellikle çocuklar ve gençler arasında giderek daha yaygın hale gelen bir sorun olup ebeveynler için ciddi bir endişe kaynağıdır.

1- Dijital Dünyada Gençlik

Her canlının gelişim ve büyüme açısından yaşam evreleri olduğu gibi, insan aleminin de evreleri vardır. Hepimizin bildiği üzere, bu evreler “bebek (0-2), çocuk (3-12), genç (12-30), yetişkin (31-64) ve ihtiyar (65 – +)” şeklinde sınıflandırılır. Bu evrelerin de kendi aralarında sınıflandırılması yapılabilir.

Dijital teknolojilerin hızla yayılması, toplumumuzda köklü değişimlere neden olmaktadır. Özellikle “özgürlük ve sorumluluk” konusu, çocuk ve gençlerin dijital dünya da karşılaştığı en önemli ikilemlerden biridir. İnternetin sunduğu sınırsız fırsatlar, çocuklar için cazip olmasına rağmen bu özgürlüklerin yanında sorumluluk taşıdığını öğretmek ve öğretilmesi de gerekir. İslam’daki “Her kişi, yaptığı işlerden sorumludur” prensibi, çocuklara dijital dünyada karşılaşacakları her eylemin sonuçlarının farkında olmalarını öğretebilir.

Dijital dünyada gençlerin durumu fırtınalı okyanus içinde bulunmalarına benzer. Genç biri okyanusun nimetlerinden faydalanayım derken, alabora içinde canını nasıl kurtaracağına gayret eder. Bu gayreti gösteremeyenler ise hayatlarını kaybedenlerden olur. Çünkü dijital dünya dipsiz ve çok geniş okyanus gibidir.

Dijital dünya herkes için olduğu gibi, özellikle de gençlik için korkunç tuzaklarla doludur. Bu dünyaya günahlar deryası da denebilir. Çünkü “uçtan uca gizli görüşmeler (üstelik ücretsiz), porno filimler (masrafsız ve ücretsiz olarak gençler için özel hazırlanmış), gençliği cezbedecek her türlü melanetler” mevcuttur. Yetişkinlerin bile dayanabilmesi çok zor iken, hissiyatı galeyanda, hevasatı coşkuda, duyguları uyanık, zevk ve eğlenceye düşkünlük, iman zaafiyeti ve bilgi yetersizliği olan gençler ne yapabilirler ki?

Akıl susmuş, kalbi günahlarla izole edilmiş bir genç; nefsin ve hevanın tesiriyle, kör ve akibeti görmeyen ve bir dirhem (takribi 300 gram) hazır lezzeti bir batman (takribi 8 kilo) ilerideki lezzete tercih eden hissiyatın mukteziyatıyla, birbirine samimî olarak, muaccel bir menfaat ve hazır bir lezzet için şiddetli ittifaklar var. Fıtrat gereği gençlik damarı, akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, akibeti görmez. (Sözler, 148)

İşte dijital dünyada gençlik ne okyanus fırtınalarından ne de alaboralarından değil, bunlardan daha şiddetli maddî ve manevî yaşamına karşı hücum ve tahakküm edilen bir dijital dünyada yaşamaktadır. Elindeki telefonla yirmi dört saat bu tuzaklar ile baş başa kalmaktadır.

Bunun için eğitime düşen vazifeler yanında, en çok ebeveynlerin (ana-babaların) görev ve sorumluluklarını artırmaktadır. Günah okyanusu içinde bulunan gence, can kurtaran olmak, ona can yeleği giydirmek en önemli vazifemiz olsa gerektir. Bu da helal ve haram kavramlarını öğretmek, imanı kuvvetlendiren (Risale-i Nur Külliyatı gibi) eserleri okutmaktır.

Yaşanmış ÜÇ OLAYI anlatmak isterim. Şöyle ki:

Üniversite öğrencisi yedi arkadaşıyla birlikte lüks bir semtte ve bir katta altı dairesi olan site içerisinde bulunan bir apartmanın ikinci katındaki bir dairede ikamet ediyorlar. Bu genç arkadaş çok yakışıklı filinta bir delikanlı. Boyu posu iyi, teni beyaz ve nurlu, giyim kuşamı yakışıklı olmasını, daha da artıran bir genç. Tam Hz. Yusuf (as)’ın benzer olayını yaşıyor.

Aynı katta bulunan dairelerin birinde Hz. Züleyha anamız gibi bir evli kadın bu genci takip ediyor, fırsatları değerlendiriyor. Arkadaşlarının dışarı da olduğu bir gün bu genç -meğer her an takip ve gözetimi yapılıyormuş- dairesine girerken o kadın “ev yanıyor, yangın var, çocuk içerde kaldı Allah rızası için yardım” diye feryat ediyor.

Tabi Allah rızası ile akıl, kalb ve vicdan devreye giriyor. Ortada yanacak bir çocukta var. Genç ve yiğit, cesur ve şefkatli, dindar ve ahlaklı, yardım sever bu kişi eve giriyor, kadın arkasından kapıyı kilitliyor.

– Benimle birlikte olacak ve şehvetimi dindireceksin, diyor. Delikanlı:

– Bu mümkün değil, asla olmaz, aç kapıyı gideyim, ısrarına rağmen kadın:

– Başka bir kurtuluşun yok. Çıkar apartmanı yıkacak şekilde avazımın çıktığı kadar bağırır evime saldırdı derim, diye tehdit ediyor. Ve ekliyor: Benimle birlikte olursan hiç kimseye söylemem, sen ve benden başka hiç kimse bilmez.

Filinta delikanlı genç her ne kadar nasihatte bulunup, dinin emirlerini ve zinanın durumunu söylese de kadın insafa gelmez. İsteğim yerine gelecek diye kadın ısrar eder. Çıkış yolu bulamayan genç sorar:

– Bende seni celbeden, bu hale getiren nedir? diye sorunca kadın:

– Yakışıklı olman, göz kamaştırıcı güzelliğin ve gençliğindir. Bu nedenle saatlerce yüzüne baksam doymam, diyor. Genç delikanlı:

– O zaman hazırlan ben WC’ye gidip geleyim, diyor.

Bunu duyan kadın çok mutlu, huzurlu ve sürurlu bir şekilde istediğini elde etmiş, zevkli bir an yaşayacağını düşünüp, hazırlanıyor ve yatağa uzanıp, beklemeye koyuluyor. Filinta genç odaya geri döner. Şehvetini teskin edecek ve zevkini yaşayacak kadın birdenbire şaşırıp kalır. Dayanamayıp sorar:

– Bu ne haldir, der. Filinta genç:

– İşte yakışıklı halim, senin âşık olduğun güzelliğim, cevabını verir.

Kadın ağlamaya başlar. Alel acele yatak örtüsüne bürünerek, gence:

– Anahtarı uzatarak hemen yüzünü yıka ve çık git, diye söyler.

Meğer filinta delikanlı, WC’de büyük def-i hacetini yapıp, onu eline alarak yüzüne sürmüş. Kadının yanına öyle gelmiş.

Bu hali şimdi hangi genç, yetişkin ve hatta kaç ihtiyar yapabilir. Herkes kendi nefsine bir sorsun ve muhasebe etsin. İşte iman kuvveti, taklid-i iman değil, tahkiki iman ve tahkik-i imanın mertebelerinde bulunan bir genç; dinin emirlerinden, cennetin nimetlerinden, en önemlisi de Allah’ın rızasına mazhar olmaya çalıştığı ve yaşadığı zor bir imtihandan bir tablo.

Rabbim bizi böyle ağır imtihan / sınavlardan korusun. Âmin!

Bu olayın vahametini ortaya koyan ve bizzat yetişkin bir kişinin ağzından dinlediğim bir olayı da detaya girmeden birkaç cümle ile nakledeyim:

Bir görevle arkadaşlarıyla (yurt dışı) birlikte gittikleri yerde konakladıkları otelde her kişi özel odada kalmakta imiş. Samimi arkadaşları bunun geçmişte ve her zaman söylediği “harama uçkur çözmem” demesini denemek isterler.

Otelde bu yolların yolcusu bir kadının ücretini vererek anlaşırlar ve söz konusu arkadaşlarının odasına gönderirler. Saat akşam 11-12 araları kadın kapıyı çalar, arkadaşları geldiğini düşünen bu şahıs kapıyı açar. Kadın elinde bir ikram tepsisiyle içeri girer. Böyle bir siparişinin olmadığını söylese de kadın artık içeri girmiş ve birlikte olmak istediğini beyan eder. Boynuna sarılır, sıvaşır, dolaşır.

Bu şahıs kadını oturtur ve nasihate başlar. Nasihat ederken kadına sorar:

– Bu işi niçin yapıyorsun? Kadın;

– Para kazanmak için, der.

Birlikteliğin ücretini sorar ve aynı miktarı cebinden çıkarıp verir. Haydi git der. Rabbimin emrine karşı gelemem ve asla bu işi yapamam der. Kadın çıkıp gider. Çünkü her iki taraftan da yeterli para almıştır. Arkadaşları hemen yanına varmaz, sabahı beklerler. Kadın ise hiçbir renk vermez ve oyun olduğunu söylemez.

Bu şahsın şu cümlesi çok önemli ve ibret verici:

– “Sabaha kadar gözüm uyku tutmadı. Bir yandan ayağına gelmiş fırsatı kaçırdın vesvesesi, diğer taraftan Allah’ın emrini yerine getirmenin mutluluğunu düşündüm durdum.”

Sabah kahvaltı da arkadaşları:

– Şimdi inandık. Sen “harama uçkur çözmezsin” deyince oynanan oyunu anladığını şu sözlerle ifade etmişti.

–  Ben uykusuz bir gece geçirmiş oldum, diye anlatmıştı.

Bir olayı dahi kısaca nakledeyim:

Sosyal medyada sahte isimler ile hesap açan iki sevgilinin buluşması.

Sahte isim, sahte fotoğraf, aklı ikna edici cümleler ile kalbi dolduran aşk sözleriyle mesajlaşırlar. Gerçek yaşlarını saklar ve mesajlarında birbirine yakın yaşta olduklarını söylerler. Uzun zaman geçer. Telefon ellerinden düşmez. Gece gündüz her an verilecek cevapları bekler ve okurlar. Aşkları dayanılmaz hale ulaşır.

Sosyal medyanın ücretsiz ve sesli görüşmeleri dahi tizler, ses değiştirmelerle yapılır. Telefon numaraları dahi değiştirilmiştir. Görüntülü görüşme o zaman ya yoktu veya yaş farklarını gizlemek için olsa gerektir ki, sesli görüşmeyi tercih ederler. Sözde farklı şehirlerde yaşadıkları için erkek kızın bulunduğu şehre gitmiş olacak ve buluşacaklar. Böyle bir buluşmaya karar verirler. Buluşma mekânı olarak şehir parkını tercih ederler. Kendilerini tanıtıcı işaretlerini de ihmal etmezler. Zaten telefonla da mesajlaşacakları için kolayca birbirlerini bulacaklarını düşünürler.

Erkeğin elinde aşkı ifade eden çiçek buketi olacak. Kız ise başörtüsüyle tanınacak.

Kız parka gidince babası uzaktan gözüne ilişir ve babasını görür. Sevgilisiyle görüşemeyeceğine için için üzülür. Babası kızını görür ve yanına gelir.

– Hayrola kızım! der. Kız:

– Arkadaşım Ayşe ile buluşacaktım, deyip geçiştirmeye çalışır ve babasına sorar:

– Baba sen bu parka gelir miydin? der ve ekler: Sen niçin geldin? diye sorar. Her ikisi de el ve baştaki işaretleri gizleyemezler. Her iki tarafta durumu anlar.

Meğer baba kız birbirine âşık olmuş ve buluşmaya gelmişler. İşte böyle vahim sonuçlar. Varın siz düşünün.

2- Çocuk ve Gençlere Dini Rehberlik

Dinî rehberlik çocukların teknoloji kullanımı konusunda bilinçli olmalarını sağlar veya yüzdelik oranını azaltır. Dinî rehberlik, çocuklara teknoloji kullanımı konusunda sadece dinî açıdan değil aynı zamanda güvenlik ve risk yönetimi açısından da rehberlik sağlayabilir.

İslam’da bilginin ve aklın doğru şekilde kullanılması, şahısların zararlı içeriklere karşı eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmalarını teşvik eder. Yine İslam’da, açık ve samimi iletişimin önemi vurgulanırken, “kelimeyi doğru kullanmak” ve “güzel söz” söylemek üzerinde durulur.

Dinî rehberlik, ebeveynlere ve çocuklara teknoloji kullanımıyla ilgili olarak sağlam bir temel ve değerler sunabilir. Din, çocuklara doğru ve yanlış arasındaki farkı öğretirken ahlaki değerleri pekiştirir ve onları teknoloji kullanımı konusunda daha bilinçli bir şekilde yönlendirebilir.

Din, ölçülü olmayı, aşırılıktan kaçınmayı ve dengeyi öğütler. İslam’daki “israf” kavramı, sadece maddi kaynakları değil, zamanın ve enerjinin israfını da kapsar.

İslam’daki “İnsanlara zarar vermek yasaktır” anlayışı, dijital ortamda siber zorbalık, taciz ve diğer olumsuz davranışlara karşı güçlü bir etik duruş sergilenmesini sağlar. Böyle bilinçlendirme sürecinde ebeveynlerin, çocuklarıyla açık ve samimi bir iletişim kurmaları önemli. Dinî rehberlik, bu iletişimi güçlendirebilir. İslam’da “açık sözlülük ve doğruyu söylemek, yalan söylememek” öğretileri, çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur.

3- Çocuk ve Gençlerde Dijital Bağımlılık

Dijital bağımlılık, cep telefonları, bilgisayarlar, internet, video oyunları ve sosyal medya gibi vasıtalarla aşırı meşgul olmak demektir.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte oyun dünyası daha karmaşık hale geldiği için, oyun içi satın alımlar, ödül kutuları vb. gibi unsurlar çocuk ve gençlerde aşırı harcama yapmalarına yol açabilir, yerine göre savurganlığı öğrettiği söylenebilir. Bu nedenle çocuk ve gençlerin eğitimi olumsuz yönde gelişebilir.

Dijital bağımlılığın, çocukların ve gençlerin fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Özellikle de görme kaybı, obezite gibi fiziksel sorunlara sebep olduğu gibi dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı gibi psikiyatrik sorunlara da yol açabilir.

Dijital bağımlılığa erken müdahale, farkındalık ve aile desteği, okul katkısı büyük önem taşıyor. “TikTok” ve “Shorts Videolar” denilen sözde eğlenceli, güldürücü, kısa ve öz bilgi sunucu ve bir kez tıklandığında sürekli aynısı veya benzerlerinin karşınıza çıkması sizi ister istemez bağımlılık haline farkına varmadan getiriyorlar. “TikTok” ile “Shorts”un tahribatının çok daha fazla olduğu bir gerçektir. Tahribatlarının en büyüğü ise “inanç ve itikad” yönünden İMANSIZ BİR GENÇLİK olması ve gerçekleşmesi için olanlarıdır.

Ayrıca sosyal medyalarda “beğeni” sayıları, insanı dijital bağımlısı kılıyor.

İhtiyaç harici kullanmamak gerekir. Çünkü irademize sınır koymak, kendimizi dijital bağımlılıktan korumak için gereklidir. Bir başkasının iletiyi veya bir resmi görmemeleri için “ayıp olur” diye ortada bir kavram yok, duyulursa “rezil” olurum düşüncesi de yok, tamamen baştan başa korunmakta ve iletişimdeki kişiden başkası göremeyecek taahhütleri bu dijital dünyadaki çeşitli platformların bağımlılık nedeni ve tuzaklarıdır. Demek dijital dünyada bireysel haklarımızı kendimiz koruyarak bilinçli bir şekilde hareket etmek zorundayız.

Günümüz çocuk ve gençlerini dijital dünyaya ve yeni dünya düzenine hazırlarken, onlara sağlam bir pusula ve güvenli limanlar sunmak tüm ilgili şahıs ve kurumların ortak görevleri olmalıdır. Dijital Bağımlılık kişinin beden sağlığını, iş gücünü, eğitimini ve sosyal hayatını etkilediği gibi, dolaylı olarak tüm toplumu da olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle ailelerin ve toplumun ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekiyor.

4- Dijital Dünyada Çocuk ve Gençlik Nasıl Korunmalı?

a) Ana Baba Eğitimi

Ana ve babalar, eğitim, seminer, konferans vb. ister “Yüz Yüze Yaygın Eğitim”, isterse internet ve çeşitli platformlar üzerinden “Uzaktan Eğitim” şeklinde görsel ve işitsel canlı olarak eğitim almalı. Biliyorum demek başka, farklı bilgi ve yöntemleri görmek ve işitmek daha başkadır.

Dijital dünyanın olumlu ve olumsuz yönleri anlatılmalı. Ateist ve Deistliğin, yani inkâr-ı Uluhiyetin yayılma sebebinin temellerine inilmeli, bu dijital dünya ile nasıl yaygınlaştığı örnekleriyle öğretilmeli.

Müslüman her yaştaki insanımız ve özellikle de gençlerimizin bu tuzaklara nasıl düştükleri masaya yatırılmalı.

Bebek ve çocuklara yemek yedirme yöntemini sözde bulan bir anne sosyal medyada bir paylaşım yapmıştı. Telefonunu anlına bağlayıp, çocuğu yatırmış, güya yemek yemeyen çocuğunu da bu yöntemle besliyormuş. Çocuk çizgi film izlerken, kendi de kaşıkla yediriyordu. Tüm annelere yeni yöntem diye de paylaşmıştı. Kim bilir kaç anne bu yöntemi uyguladı.

Bu uygulamanın ve yapılan işin hepsi yanlış bir davranış ve yöntem olduğu ehl-i uzmanlarca bilinen bir gerçektir.

Dijital dünyada bilinçli ebeveyn; dijital çağın ihtiyaçlarını bilen ve ona göre hareket eden, dijital araçlara temel düzeyde hâkim, dijital ortamlardaki imkânların ve risklerin farkında olan ve çocuğunu dijital risklere karşı koruyabilen, gerçek hayatta olduğu gibi sanal ortamda kişilerin hakları olduğunu ve siber suçların bulunduğunu ve bu haklara saygı duyulması gerektiğini çocuklarına öğreten, teknolojik gelişmelere açık olan kişilerdir.

b) Rol Model Olmak ve Sıkı Kontrol Yapmak

Ana ve babalar “ROL MODEL”dir. Çocuklar; ana ve babalarını taklit eder, onların ayak izlerini takip eder, anne ve babalarından gördüklerini yapar, hatta söylem ve eylemleri dahi tıpkı kendilerinin (ana-babaların) çocukların gözü önünde yaşadıklarını sergilerler.

Bir aile de ana ve babalar kahvaltı veya yemekte ellerinde telefon, bir yandan onunla meşgul, diğer taraftan bir elde çatal veya kaşık sözde besleniyorlar. Bunu gören çocukta kendi telefonunda aynısını uyguluyor. Bırakın “dijital bağlılığı” kendileri “obezite (şişmanlık / aşırı kilolu)” olmalarına dahi sebep olduğunu bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ya da bildikleri halde uygulamıyorlar. Çünkü sözde şimdiki modernlik buymuş. Lokanta ve pastanelere gidip bir izleyiniz. Evdeki yaşadıklarınızı da düşününüz. Sonra oğlum veya kızım ben yapıyorum sen yapma demek akıl kârı değildir?

Birkaç basit çözüm yöntemi şöyledir:

* Çocuklarda telefon takip sistem programları var.

* Çocukların, bilgisayar kullanmalarını uzaktan görebilecek şekilde konumlandırılmalı.

* Telefonuyla bir köşeye veya odaya çekilmesini takip etmeli.

* Kullanılan ve aranan motorların gizlice kontrolü yapılmalı.

* Aile birlikte film vb. diğer programları izlemeli.

* Çocuğu bu alanda bilgilendirip, bilinçlendirmeli.

* Telefonları oda dışında bırakıp, eskimez masa saatlerini kurmalı ve yatak odasında bulundurmalı.

* Ortak internet kullanımlarında gelen reklamlara bakmalı. Aslında bu küçüklerin de büyükleri otokontrol ettiği en iyi bir yöntemdir.

* Çocuğun izleyeceği ve oynayacağı oyunları dikkatlice seçilmeli. Diyanet TV’nin kuruluş ilk yıllarında hep yabancı filmlerin uyarlanmışı izlettiriliyordu. O zaman çocuğuma izlettirecek program dahi bulamıyordum.

* Çocukla çizgi filmleri birlikte izlemeli.

* İzlediği program, film veya oyunlarda demode olan “Yirmi Beşinci Kare”, güncel olan “İlluminati” var mı, yok mu? Kontrol edilmeli.

* Çocuğunuzun kullandığı platformları siz de incelemelisiniz.

* Web sitelerindeki ebeveyn güvenlik rehberlerini okuyunuz.

* Gizlilik ayarlarını düzenleyin ve çocuğunuzun profilini yalnızca arkadaşlarının görebileceği şekilde ayarlayınız.

* Çocuğunuzun kimlerle konuştuğunu, oynadığını ya da mesajlaştığını takip ediniz.

* Çocuğunuz için ayrı bir çocuk profili oluşturunuz.

* Çocuğunuza dijital dünyada bıraktıkları izlerin kalıcı olduğunu ve her paylaştıkları bilginin bir başkası tarafından görülebileceğini anlatınız.

Daha çok yazılabilir ve birçok örnekler verebilir, ama makalem çok uzun oldu. Günümüzde okuyucuların birçoğu yazının uzunluk ve kısalığına bakıyorlar. Konunun önemine ve değerine bakan pek az sayıda olanlar var desem hata yapmamış olduğumu zannederim. Hatalıysam dahi şimdiden affınızı diler, hoşgörünüze sığınırım.

c) Gençlerin Korunması

Dijital dünyada temel unsurlar “bilgiyi arama, değerlendirme, anlama ve uygulama”dır. Sanal sosyal ağlar veya platformlar günümüzde gençlerin yaşamlarının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş ve coğrafi sınırların ötesinde kimlik oluşumları ile aidiyet durumları ortaya çıkmıştır.

Dijital teknolojilerin gençlerin dini bağlılıkları üzerinde olumsuz etkiler yaptığı bilinen bir gerçektir. Dijital bağımlılık, aile içi iletişimde zayıflama, sosyal ilişkilerde kopukluk ve değerlerde değişim ve psikososyal gibi birçok yeni toplumsal sorunu da gündeme getirmiştir.

Gençliği korumak için, onları donanımlı kılmak gerekir. Bu nedenle bazı konularda gençleri bilgilendirmek ve bazı yöntemleri onlara öğretmek lazımdır. Bilgilendirmek için birkaç yöntem:

1- Dijitalleşmenin Gençlik Üzerindeki Etkileri

2- Dijitalleşen Dünyada Değerler Eğitimi

3- Gençlere Yönelik Psikososyal Destek

4- Gençleri Dinî Bilgi ve İman Hakikatlarıyla Güçlendirmek

5- Sanal ve Gerçek Hayatın Farkındalığını Anlatmak

6- Dijital Dünyada Gelişim ve Değişimin Akılcı ve Bilimsel Tanıtımı

7- Gençlere Manevî Danışmanlık Yapılmalı

8- Dijital Gelişimin İslam Dininin Gereği Olduğu Anlatılmalı

9- Teknik ve Teknolojinin ve Dijitalleşmenin Dinî Boyutu Hakkında Bilgilendirilmeli

10- Ayet-Hadis ile Peygamber Mucizeleri Teknoloji ve Dijitalleşmenin Zirvesinin Çok İlerisinde Olduğu Gençlere Anlatılmalı

11- Gençlerin Dijital Dünyada Yetkinlik Kazanmasının Sağlanması

12- Kur’an’ın ve İman Hakikatlerinin Dijital Dünyada Ruh Sağlığını Koruduğu Gerçeği Anlatılmalı

13- Gençlere Dijital Bilinç Eğitimi Verilmeli

14- Ebeveynler ile Öğretmenler Rehberliği Tam Yapmalı

15- Gençler İçin Dijital Dünya Rehberi Devlet Yetkililerince Oluşturulmalı

16- Geleceğin Dünyası Olan Dijital Dünyada Gençlerin Söz Sahibi Olmalarını Sağlamak

17- Korkusuz ve Cesur, Kendine Güvenen Gençlik Yetiştirilmesini Sağlamak

18- Dijital Dünyanın Gerçek Öncüleri Gençler Olduğu Bilinmeli

19- Uzay Çağının Gençlerini Yetiştirmek

20- Dijitali Kullanan Gençlik Değil, Dijitali Üretecek Gençlerin Varlığına İnanmak

Özetleyecek olursak; gençler geleceğimizin mimarı, istikbalimizin teminatları, Müslüman dinî mücahitleri dijital savaşta şüphesiz galip geleceklerdir. Zafer “Müslüman Mücahit Gençlerimiz”in olacaktır. Bazı zayiatlar elbette olacak ama zaferde cihat ile elde edilecektir. “Uzay Çağı” gençlerini her yönüyle desteklemek ve yetiştirmek lazımdır.

Zihinsel çaba harcamadan, bedeli ödenmeden ve talep etmeden değerli bir bilgi her kime sunulsa kıymetsiz olabilir. Gençlere yönelik dijital okuryazarlık, motivasyon, bilişsel sabır düzgün bir dijital eğitim vermek şarttır.

C) SONUÇ VE NETİCE-İ KELAM

Henüz keşf edilmemiş ve şimdiye kadar keşf edilen medeniyet harikalarına Kur’an iki cihet ile işaret etmiştir:

Birinci cihet: Mu’cizat-ı Enbiya suretiyle.

İkinci kısım: Bazı hâdisat-ı tarihiye suretinde işaret eder.

Şöyle ki der:

“Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı a’lâ; tezahür-ü rububiyete karşı, ubudiyet-i külliye-i insaniyedir ve insanın gaye-i aksası, o ubudiyete ulûm ve kemalât ile yetişmektir.”

Hem öyle bir surette ifade ediyor ki, o ifade ile şöyle işaret eder ki:

“Elbette nev’-i beşer, âhir vakitte ULÛM VE FÜNUNA dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir.”

Hem o Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan, cezalet ve belâgat-ı Kur’aniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden remzen anlattırıyor ki: “Ulûm ve fünunun en parlağı olan belâgat ve cezalet, bütün enva’ıyla âhirzamanda en mergub bir suret alacaktır. Hatta insanlar, kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için, en keskin silâhını cezalet-i beyandan ve en mukavemet-sûz kuvvetini belâgat-ı edadan alacaktır.”

Elhasıl: Kur’anın ekser ayetleri, her biri birer hazine-i kemalâtın anahtarı ve birer define-i ilmin miftahıdır.

Madem enbiyaya dair olan ayetler, şimdiki terakkiyat-ı beşeriyenin hârikalarına birer nevi işaretle beraber, daha ilerideki hududunu çiziyor. Madem her bir ayetin müteaddid manalara delaleti muhakkaktır, belki müttefekun aleyhtir ve madem enbiyaya ittiba etmek ve iktida etmeye dair evamir-i mutlaka var. Öyle ise, şu geçmiş ayetlerin maânî-i sarihalarına delaletle beraber, san’at ve fünun-u beşeriyenin mühimlerine işarî bir tarzda delalet, hem teşvik ediliyor denilebilir. (Sözler, 264-265, Yirminci Sözü Tam Okumak Lazım)

Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın en parlak ayetleri olan mu’cizat-ı Enbiya ayetleri; birer hikâye-i tarihiye olarak değil, belki onlar çok maânî-i irşadiyeyi tazammun ediyorlar. Evet, mu’cizat-ı Enbiyayı zikretmesiyle fen ve san’at-ı beşeriyenin nihayet hududunu çiziyor. En ileri gayatına parmak basıyor. En nihayet hedeflerini tayin ediyor. Beşerin arkasına dest-i teşviki vurup o gayeye sevkediyor. Zaman-ı mazi, zaman-ı müstakbel tohumlarının mahzeni ve şuunatının ayinesi olduğu gibi; müstakbel dahi mazinin tarlası ve ahvalinin ayinesidir. (Sözler, 254)

Mesela, uzak mesafelerden eşyayı AYNEN veya sureten ihzar etmek mümkündür. Taht-ı Belkıs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyahut suretiyle hazır olmuştur, görülmüştür. (Sözler, 257)

TV, İnternet, 5G vs. gibi vasıtalarla suret ve ses nakli yapıldı. Fakat eşya / madde / insan nakli ve hatta koku nakli henüz gerçekleştirilemedi.

Gençlik yıllarında özellikle günümüz gençliğinde manevi boşluklar olabiliyor. Bu manevî boşluğu hakikatlerle doldurmadığımızda zararlı fikirler zihinlerine yerleşebiliyor. Yıkıcı, inkârcı ateist, dalalet gibi fikirlerden korunmak faydalı ilimlerle mümkün olabilir.

 

adarselim@gmail.com