İnsan, iyilik ve kötülük yapabilecek varlık olarak yaratılmıştır. Hem iyilik ve hem de kötülük yapabilecek güç ve kabiliyettedir. İlahi olan semavi kitaplar ile Peygamberler rehberliğinde bilgilendirilmiştir. İnsan aklı sayesinde de iyiyi kötüden ayırma imkânına sahiptir. Bu nedenle insanın iyilik ve kötülük hakkında bilgisi vardır.

İyilik ve kötülük, insanların hayatları boyunca üzerinde en çok konuştukları ve düşündükleri kavramlardandır. Bazı insanlar, kendi belirledikleri ölçüler içinde “iyi insan olmak” ve “kendisini ve sevdiklerini kötü tavırlardan, kötü insanlardan korumak” için gayret eder. Kötülükten sakınmak için gösterilen bu çaba, elbette son derece önemlidir.

İnsan, iyiliğe yönelir ve yeteneklerini o yönde geliştirirse güzel ahlaklı, kötülüğü seçer ve kendini o yönde yetiştirirse kötü ahlaklı diye isimlendirilir. İslam dininin gayesi de insanı güzel ahlak sahibi kılmaktır. Bilinen bir gerçek, iyilikler insan ve hem cinsine faydalı, aksine kötü şeylerde zararlıdır.

Cenab-ı Hak:

“Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar.” (A’raf, 7/157) buyurur. İyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu soran kişiye Hz. Peygamber (sav) Şöyle cevap verir: “İyilik güzel ahlaktır. Kötülük de seni içten içe rahatsız eden ve insanların fark etmesinden hoşlanmadığın şeydir” (Müslim, Birr, 45)

İnsanlar iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda serbest bırakılmışlardır. İnsanlar, özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme hakkına sahiptirler. Çünkü ilahi emirde insana “iyiliği kötülükten ayırma gücü verilmiştir” (Şems, 91/8) ferman edilir.

İyilik ve kötülük arasında gelgitler yaşayan insanın, iyi ve kötü tarafları da bazen siyah bir nokta olur benliğinde; bazen de küçücük beyaz bir nokta olarak kalır kararan kalbinde. Çünkü iyilikler kalbi parlatır, kötülükler de kalbi karartır. Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda, insanın hem iyilik hem de kötülüğe kabiliyetli olduğunu ve dolayısıyla gerçek anlamda özgür olarak yaratıldığını, kötülüğün de bunun neticesinde ortaya çıktığını belirten ayetler görürüz:

“Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.” (Nisa, 4/79),

“Bir kötülük sizin başınıza geldiğinde, Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O, kendinizdendir.” (Al-i İmran, 3/165)

“Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkup (kötülüklerden, nankörlüklerden) sakının. Bu dünyada iyilikte bulunanlara iyilik vardır.” (Zümer, 39/10)

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkirden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Ali İmran, 3/104) fermanlarıyla kullarına sadece iyiliği telkin ve tavsiye etmektedir. Kötü duygu ve düşüncelerden uzak olmaya yönlendirir, iyiye, güzele ve doğruya yönelmemizi ister.  Bu dünyada iyilikte bulunanlara iyilik, kötülükte bulunanlara da kötülük var olduğunu bizlere bildirmektedir.

İyilik ve kötülük konusu İslam dinin de ‘hayır ve şer (iyilik ve kötülük)’ ya da ‘hüsün ve kubuh (güzellik ve çirkinlik)’ kavramlarıyla birlikte ele alınır. Kur’an’da “Sizi bir imtihan olarak kötülük/şer ve iyilik/hayır ile deneyeceğiz” (Enbiya, 21/35) yine “Sizi elbette imtihan edeceğiz ki içinizde mücahede edenleri tanıyalım.(Muhammed, 47/31) diye bildirilir. Şu müjdeli haber de verilir: “Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir.” (Hud, 11/114) Allah güzel ahlaklarında istikrar gösterdikleri takdirde, kullarının hayatlarından korkuyu, hüznü çekip alacak, kötülüklerini örtüp bağışlayacak ve onlara yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecektir: “İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.” (Ankebut, 29/7)

Kuran’da insanlara bildirilen, kötülüğün iki ana kaynağı vardır. Bunlardan birincisi her insanın içinde bulunan ve kendisine sürekli olarak kötülüğü emreden “nefis”tir. Nefis daima insana verdiği telkinlerle, insanları doğru yol ve iyiliklerden uzaklaştırmaya ve onları felakete sürüklemeye çalışır. Hz. Yusuf (as)“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. (Yusuf,  12/53) demiştir. İnsandaki nefsin destekçisi olan ve insanlara kötülüğü ve çirkin davranışları emretmekle görevli olan ikinci kaynak ise “şeytan”dır. Kuran’da şeytanın insanları yalnızca kötülüğe çağırdığı şöyle haber verilmiştir: “O (şeytan), size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara, 2/169) Demek insan hayatı boyunca hem iyilik hem de kötülükle sınanıp ‘imtihan’ olacaktır.

Sonuç olarak “Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir.” (Fussilet, 41/46, Casiye, 45/15) bilmemiz gerekir.

 

adarselim@gmail.com